Mesleğim gereği yıllardır farklı memleketlerde görev yapıyorum… Her yeni şehirde başka hayatlara dokunuyor, başka hikâyelerin parçası oluyorum. Ama insan ne kadar uzaklara giderse gitsin, kalbinin kök saldığı yerden, yani doğup büyüdüğü topraklardan kopamıyor. Hele ki bayramlar gelip çattığında, bu uzaklık biraz daha ağırlaşıyor, özlem daha da büyüyor…
Bayram sabahına Geçkinli’de uyanmanın o tarifsiz huzurunu özlüyorum. O sessizliğin içindeki dinginliği, kapıdan çıkınca tanıdık yüzlerle göz göze gelmenin iç ısıtan sıcaklığını, bayram namazından sonra başlayan o geleneksel bayramlaşma merasimini… Ne güzel âdetler bunlar. İnsan, işte o zaman tam anlamıyla “bayram geldi” diyor yüreğine.
Çocukluğumun bayramları gözümün önünde… Arefe günü şeker toplamak için ev ev gezdiğimiz o neşeli koşturmaca, hâlâ köyde yaşatılıyor olması içimi ısıtıyor. Orada olamasam da, bir yerlerde bu geleneğin sürüyor olması bana umut veriyor, tebessüm ettiriyor.
Uzaklarda olmak, elbette ki özlemi artırıyor ama bir yandan da sevgiyi daha kıymetli, daha derin kılıyor. Çünkü kalpten kopmayan bağlar mesafeyle eksilmez, bilakis güçlenir…
Bu satırlarla Geçkinli’deki tüm büyüklerimin ellerinden hürmetle öpüyor, küçüklerimizin gözlerinden öpüyorum. Orada olamasam da kalbim sizinle. Herkese sağlık, huzur ve bereket dolu bir bayram diliyorum. Allah nasip ederse, bir sonraki bayramda aynı sofranın etrafında, aynı toprağın üstünde, aynı gökyüzünün altında buluşmak duasıyla…
Geçkinli’de olmak başka, orayı özlemek bambaşka… Kurban Bayramınız mübarek olsun.
